|
|
|
Tarih : 24.12.2009 - 15:23:46 |
|
| AVF, Deniz Yarbay Ali Tatarın intiharı ve gündeme gelen iddialarla ilgili açıklama yaptı. |
|
| |
Son günlerde yaşanan bazı olayların ardından Alevi kökenli vatandaşların devlet görevlerinde çalışmasının nerede ise sakıncalı olacağı görüşünü savunan bazı köşe yazarları ortaya çıktı.
İşin garibi bu kişilerin bundan bir kaç ay önce Alevilere suikastler planlamakla suçladığı bir grubu, şimdi de Alevi darbeciler olarak adlandırması, üstelik bu keskin dönüşü yapmaya çok kısa bir süre içinde karar vermeleridir.
Bazı çevrelerin, Alevileri o yoldan bu işe bulaştıramadık, bir de bu yolu deneyelim arayışı içinde olduğunu biliyoruz. Bu çevrelerin böylesine hızlı yön ve karar değiştirmelerinin nedenlerini irdelemeyi ise kamuoyu’muzun sağduyusuna bırakıyoruz.
Toplumumuz bu bayların büyük ve küçük ağabeyleri ile 1968’de Hekimhan’da,1975’te ve 1978’de Malatya’da, yine 1978’de Sivas ve Maraş’ta, 1979’da Kırıkhan’da, 1980’de Çorum’da da karşılaşmıştı. Daha sonra aynı yolun yolcuları 1993’te Sıvas’ta otel yakarken, 1995’te Gazi ve Ümraniye’de görüldüler.
Sünni ve Alevi karşıtlığı yaratarak siyaset yapmaya çalışanlar zaman zaman toplumumuza büyük acılar vermeyi başardılarsa da, nifak tohumlarını kalıcı olacak biçimde ekmekte başarılı olamadılar. Ancak bir türlü bu karanlık niyetlerinden vazgeçememişler ki, şimdi de başka yöntemlerle yine aynı amaca yönelik iddialar ortaya atmaktalar. İşin ilginç yanı ise, oynanan oyunun bir perdesi istedikleri gibi kapanmayınca, hemen yeni bir oyunun ve başka bir iddianın gündeme konması.
Ancak bu karanlık oyunu bozacak önemli nedenler var. Bu toplumun sağduyusu böyle çarpıtmalara yol vermiyor ve bu saçma sapan iddiaların sahipleri her seferinde toplumun ortak vicdanında bir kere daha mahkum oluyorlar. Bu ülke inanç grupları ve cemaatler tarafından değil, yasalarla idare edilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı ve yasalarında inançlara yönelik bir ayrımcılık yoktur. İnançları kullanarak toplumda ikilikler yaratmak, önemli kurumlarımızda korkular ve huzursuzluklar yaratmak isteyenler bu hukuk ve ahlak dışı girişimlerinde asla başarıya ulaşamayacaktır.
Bu baylar karanlık yöntemleri ile, gerçek dışı iddialarını israrla toplumumuzun gündemine sokmaya çalışsalar da, bu toplum bir Alevi – Sünni ayrımı yaşamayacaktır. Bu baylar ne kadar uğraşırsa uğraşsın,, bu ülkede Alevi ile Sünni birbirine düşmeyecek, yanyana ve birlikte yaşamaya devam edecek, Sünni kardeşlerimiz Alevi‘lerin haklarını Aleviler ile birlikte savunmaya devam edecektir.
Vatandaşlarımız arasında ve Güvenlik kurumlarımız içinde ikilik yaratmak, çalışma ortamlarını huzursuz ve korku dolu ortamlara dönüştürmek amacına yönelik bu gerçek dışı, temelsiz ve yersiz iddiaları açıklığa kavuşturmak ise hükümetin ve ilgili kamu kurumlarının görevidir. Kamu kurumlarında, Silahlı Kuvvetler’de ve Güvenlik güçlerimizde görev yapan vatandaşların, Alevi olup olmadıklarına göre fişlenip fişlenmediğinin, dışlanıp dışlanmadığının acilen açıklanmasını ise Adalet, İçişleri, Milli Eğitim bakanlıkları, Başbakanlık ve Genelkurmay’dan beklemekteyiz.