Selçuklu ve Osmanlı tarihinde sayısız ayaklanma ile Yönetimler tarafından korkulu günler yaşayan ve katliamlara uğrayan Anadolu Alevileri tek vücut olarak Cumhuriyet Yönetiminin yanında yer almıştır. 700 yıllık Osmanlı Devleti dine dayalı, şeriatçı ve Emevi Sünni mezhep anlayışı ile Alevileri yok sayma, dönüştürme, yok etme, özellikle Yavuz Döneminden sonra, Alevi kıyım ve katliamları, Alevileri dağ-taş kovuklarında yaşamaya mecbur etmiş, Şehlül İslam Fetvalarında, Alevilerin onur duyduğu Kızılbaşlık ismi aşağılanma, karalanma olarak anlatılmış. Kızılbaşlar, Ana-Bacı tanımaz, mum söndürürler gibi günümüzde de hala bu yalanlara inanan, aydın görünen cahiller hala var. Kentte inen Alevilerle, komşuluk edilmemesi için kestiği yenmez, Kızılbaşlar, kötü insanlar, evlerine gidilmez, oruç tutmaz, namaz kılmaz, kafirler diye mahalle baskısı yapılmıştır. Böyle bir ortamdan kurtulan biz Aleviler için Cumhuriyet, yaşamımız için can simidi olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, 1919 da Samsun’a çıkıp, Amasya, Erzurum, Sivas Kongreleri sonucu Osmanlı’ya Muhalefet eden, gücü yani Alevilerin desteğini almak, istemiş. Doğal olarak mantıklı da bir yol denemiş, Alevilerin dini ruhani önderi konumuzda olan ve Alevilerin Serçeşmesi Hacı Bektaşi Veli’yi ve Dergahını ziyaret eder. 22-23 Aralık 1919 Dergahta Cemalettin Çelebi karşılar. Sıkı bir işbirliği gelişir. Çelebi, Alevi-Bektaşi zümrelere Milli Mücadeleye desteklemeleri için talimat verir. Bu desteği de alır. 1921 yılında Cemalettin Çelebi hakka yürüdükten sonra, yerine Velayettin Çelebi (Ulusoy) geçer. Aynı bağ devam eder. 1925 de Atatürk, Tekke ve zaviyeleri, türbeleri yasaklanmasından sonra Alevi tekkeleri de içinde olmasına rağmen Cumhuriyet’e ve Atatürk’e kırılmadılar. Çünkü Bektaşilerin Dergahları zaten 1826 yılından itibaren kapalı idi. Cumhuriyet’in ilanı ve devrimlerinin uygulanmasına canla başla destek olmuşturlar.
İlk kurulan TBMM Mustafa Kemal kendisi başkan iken, başkan yardımcılığına Cemalettin Çelebi’yi getirmekle kalmamış, Alevi yörelerinden çok sayıda mebus seçtirdi. Bu Alevilerin tarihinin değiştiği önemli toplumsal bir olaydır. Yani 1920 lerde Türkiye 10 milyon nüfuslu iken, 10’a yakın Alevi-Bektaşi Milletvekili mecliste yer alıyor. Bugün 75 milyon nüfuslu Türkiye’de o günkü orana göre 100 Milletvekili olmalı, ama maalesef şu an Atatürk döneminden gerideyiz. O dönemin bazı Milletvekillerinin ismini sayarsak, Cemalettin Çelebiden sonra Atatürk’e çok destek veren ve hatta başkenti Kayseri’ye taşıyalım düşüncesine karşı çıkan “ Biz kaçmaya değil, ölmeye geldik” diye direnen Dersim Bölgesinden Diyap ağa, Hasan Hayri bey, Mustafa Ağa, Sarı Saltuk ocağından Mustafa Zeki bey, Güllevikli Hüseyin bey, Bektaşi babası Hüseyin Mazlum, Garip Musa ocağından Pir zade Fahrettin bey v.s. Ayrıca bürokside de Alevi Bektaşiler çok önemli görevlerde bulundular.
Peki bugün Aleviler ne durumda. Cumhuriyetimizin hali ahvali vahim, Atatürk zamanın da, halifeliğin, saltanatın kaldırıldığı, Laikliğin uygulandığı bir Cumhuriyet iken, şimdi ılımlı İslam projesi, ılımlı Laiklik gibi Halifelik ve Saltanatlık özlemlerinde olan siyasilerimiz türedi. Diyanet işleri Başkanlığı, Atatürk’ün kurduğu amaçtan saptı. Sadece Sünni Mezhebine hizmet kurumu oldu. Dev kadro, dev bütçe, 100 bin çalışan, 100 bin Cami. Ama Cumhuriyet’in kuruluşunun temeli harcı olan Alevilerin cemevleri İbadethane sayılmamakta, Çocuklarımız zorla Sünni inanç içtihadını öğrenmekte, eşit yurttaş olma istekleri göz ardı edilmekte, Anayasal haklarımızı kullanamaz noktadayız. Hükümetin Alevi açılımı girişimlerini önemsemekle beraber sulandırıldığını gördük, Diyanetçilere, İlahiyatçılara, Alevilik tarifi yaptırılmakta.
Bu sürecin de sonuna geldik. Hükümet Kasım ayı gibi çözüm önerisini açıklayacak AB ilerleme raporunda da açıklandığı gibi Hükümetin bir çalışma başlattığı ama henüz somut bir gelişme olmadığı son raporda da yer aldı. Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki, Cumhuriyet’e sahip çıkmalıyız, Cumhuriyet’i yaşatmak, Cumhuriyet’i kurmaktan zor olmamalı. Çılgın Türkler yeniden örgütlenmeli, hayali partilerin ve mezhebe dayalı siyasallaşmanın faydası olmaz. Cumhuriyetimizin 86. yılını kutluyoruz.
Saygılarımla.
20.10.2009
İsmail SAÇLI