19-05-2009.
KERBELA NECEF KÜFE KAZIMIYE VE SAMARA
GEZİLERİMİZ
Bu kutsal toprakları ziyaret edeceğim hayal bile edemezdim.Hayalını bile edemedigimizi CANABI ALLAH,A şükürler olsun,ki gerçekleşti.Mayısın 19 unda saat 14,35 uçağıyla Bağdat,a hareket ettik.Saat 17,15deBağdat hava alanına indik.Bizi Seyid soyundan Seyid KASIM EL MUSEVİ ve küçük oğlu KERAR karşıladılar. Saat: 18,15 de Necef e hareket etmek üzere havaalanından çıktık. Bizi karşılayan Seyyid giyimi başında siyah sarık vardı. Havaalanında Seyidi gören herkes kendisine saygı ile ve hürmetle yol gösteriyordu. Uzun bir yolculuktan sonra saat:23,45 de Necefe vardık.
20.MAYIS ÇARŞAMBA.
Çarşamba günü sabahleyin saat 11,30 da Elhikme Kültür merkezine gittik. Bizi götüren Seyyid çocuğu Hacı Fella adında biriydi. Bizi kapıda El Hikme Kültür Merkezinin Müdürü Seyyid Hüseyin Gazi karşıladı. Bu kültür merkezi orada bulunan 4 büyük kültür merciinden bir tanesidir. Seyyid Hüseyin Gazi bizlere amaçlarını şöyle anlattı: Amacınız Ehlibeyt fikrini, sevgisini, akaidini ve kültürünü yaymak ve uygulamaktır. Bu çalışmanın amacı batı saldırıların altında olan ülkelerin gençlerini muhafaza ve korumak amacıyla kurulmuştur. Bu alanda hem dini ve hem de sosyal yönde eğitim veriyoruz. Yalnız bizim televizyon yayınını yapamıyoruz. Gençlerle Internet üzerinde çalışmaya çalışıyoruz. Ve Türkiye’deki Seyyidler, Ehlibeyti sevenler bizim kardeşlerimizdir. Onlarla dayanışma içinde olmak istiyoruz. Çünkü biz birbirimizle akrabayız. Bizi götüren kafilenin başındaki Alevi İslam Din Hizmetleri 2. Başkanı Sayın Süleyman Metin Dede de Türkiye’deki akrabaların ve Sayın İzzettin Doğan’ın selamlarını getirdik dedi. Saat:13:00 de El Hikme müessesinden ayrıldık.
HZ. ALİ’NİN TÜRBESİ
20-05-ÇARŞAMBA.
Saat:16:30 da Hz. Ali’nin Türbesini ziyaret etmek için korumalarla yola çıktık. Görüntüye almamızı yasakladılar, çekim yapmamıza müsaade etmediler. Ama dışarıda baktığın zaman Türbenin çok muhteşem bir görüntüsü vardı. Türbenin kubbesine savaş zamanında bir füze isabet etmişti. Ve tahrip olmuştu. Fakat kısa bir zamanda gene altın kaplamayla tamiratını yapmışlardı. Ama eski ile yeni arasındaki fark belli oluyordu. Hz. Ali’nin Türbesinin giriş kapısında Meysen Tamara’nın türbesi bulunuyordu. Meysen Tamara Hz. Ali’nin en sevdiği sahabelerinden biriymiş. Hurma sattığı için kendisine Tamara adını vermişler. Çok güzel konuştuğu için hitabeti çok güzel olduğu için sürekli Hz. Ali ve Ehlibeyti övüyormuş. Zamanın zalim yöneticisi İbni Ziya, Ehlibeyti övmesine çok sinirleniyormuş. Ve kendisini asmaya götürüyor. Asmaya götürürken kendisine soruyor: bu senin çok sevdiğin Hz. Ali senin nasıl öleceğini söyledi mi diyor. O da evet senin gibi bir zalimin bir gün benim dilimi keseceğini söyledi. Ama İbni Ziya ben senin dilini kesmeye değil, asmaya götüreceğim diyor. Ve asmaya doğru götürürken yolda Meysen Tamara sürekli konuşuyor. Bunun konuşmasına halk galyana geliyor. Ve İbni Ziya halkın galeyanına gelmekten korktuğu için alelacele Meysen Tamara’nın dilini kesiyor. Böylelikle Hz. Ali’nin söylediği laf gerçekleşmiş oluyor. Dili kesilmesine rağmen bağırmaktan kendisini alıkoyamayan Meysen Tamara’yı arkadan hançerleyerek ve asarak şehit ediyor. O yüzden onun mezarı Hz. Ali’nin Türbesinin giriş kapısındadır.Meysem tamara aynı zamanda bir köledir,Hz Ali tarafından kendisi azad edilmiştir.
Saat 17,50 de SEYYİD Muhammed Said El Hekim,i ziyaret ettik.Bizi kapıda korumalar karşıladı,daha sonra oğlu Seyyid el ELA karşıladı ,daha sonra seyyid geldi,yaşlı güler yüzlü bir zattı.Ehli Beyt ve ibadetten bahs etti,temizlikten bahse tikten sonra Hz peygamber kadar temiz ve pak kimse varmıdır.Vefatında şeytan insanların beynine girer bazı inançsız insanlar peygamberi küçük düşürmek için Hz Ali ye o peygamberdir yıkamayın diyorlar.Hz Ali karşı çıkar ve insanlığa örnek olsun diye peygamberi yıkar ve kefenler öyle defin eder.O Mutehardır ama genede bir insandır.Saat 19 20 de ayrıldık.
KÜFE MESCİDİ
SAAT: 20:00 De Çarşamba günü küfe Mescidini ziyarete gittik. Hz. Ali’nin evi hemen mescidin yanında bulunmaktadır. Hz. Ali’nin çocukları Hasan ve Hüseyin’in eğitim gördükleri odaları gezdik. Hz. Ali’nin cenazesinin yıkandığı odayı gördük. Kefenlendiği odayı gezdik. HZ Ali,nin su içtigi kuyudan su içtik ve evinde çıkıp giderken lanet ibni mülcemin zehirli kılıcıyla yaralandığı yeri tahminen nereden olduğunu gördük.Küffe kenti sadece Hz ali değil aynı zamanda Müslüm bin Akilin ve iki yavrusunun,da şehit edildiği yerdir.Müslüm bin Akilin küfe mescidinin yanındaki surlardan nasıl atılıp şehit edildiği yeri gördük.Çünkü şehit Müslüm bin Akili halkı daha fazla korkutmak amacıyla surlardan atıp zalimliğini gösterdiler.Bir rivayete göre Hz ALİ ibadet ederken bir ejderha kapıdan Mescide giriyor halk panikliyor kaçıyor,Ejderha doğruca Hz ALİ nin yanına gidiyor ve konuşuyorlar,Ejderha çıkıp gidiyor.halk soruyor ya Ali bu neydi.Hz Ali Bunların arasında bir anlaşmazlık vardı konuştuk hal etik ve giti diyor.Hz ALİ in ne kadar adil olduğunun hayvanların dahi adaletsizligi çözmek için ona danıştığının bir göstergesidir .Küfe mescidi büyük bir mescid,dir.Büyük bir avlusu vardır. HZ Ali nin evinin yanında İbni ziyadın yere batmış sarayı bulunmaktadır o saray her yapılışında yere batmaktadır şimdi sazlıklarla çevirilidir.Saat 22,00 ye doğru oradan ayrıldık.Küfe ile HZ Alinin mescidi arası 10 km dir.Necefe geldik Hz Ali ,nin türbesini tekrar ziyarete çıktık .çünkü kaldığımız otel türbenin hemen yanındaydı.Otelin penceresinden türbenin bütün güzelliği gözüküyordu.
KERBELA ZİYARETİ.
21-05 –PERŞEMBE.
Perşembe günü saat 15.00te Hacı Fela Ebu Ahmet rehberliginde Necef,te Kerbela,ya doğru yola çıktık.21-05-2009.
Saat 16.50 deKerbela;ya vardık.ilk önce Celal Abbas türbesine vardık.Türbeden içeri girdigimizde bizi oranın müdürü sayın,Haydar Faik el Hasan karşıladı ,aynı zamanda kendisi uçak mühendisi olduğunu söyledi.Bir müdet dinlendikten sonra 17.30da Celal Abbas,ın müzesini gezdik.Kahramanlığından dolayı kendisine çeşitli savaş silahları hediye edilmiş,bunların içerisinde Kılıç Kalkan Balta Kama ve süngü tipinden silahlar vardır.Aynı zamanda İmam Zeynel Abidi nin el yazması kitabınıda gördük.Türbenin temizlik görevini yapanları Huddem diyorlar başlarından kırmızı fes yeşil bir sarıkla sarılmıştı.
Saat 20.00de bizi yemege davet etiler bizim yemekhaneye benzer yerleri vardı biz masalarımıza oturduk servis masamıza geldi.Yemekten sonra oradan ayrılıp HZ HÜSEYİN,in türbesini ziyarete gitmek için ayrıldık.
Celal Abbas Hz,leri kerbela olayında HZ Hüseyinle birlikte savaşmış ve şehit düşmüş Hz Fatıma,dan olmuyan Hz Ali,nin bir oğludur.Şehadeti şöyle gerçekleşmiş.Çadırlardaki çocuklar ve kadınlar çok susayınca amca bize bir yudum su getır diye feryat ve figan ediyorlar,ama zalim yezidin askerleri suyun yolunu kesmişler su yolunu kapatmışlar mazlumları susuzluğa mahküm etmişler.Bu feryat ve figanlara dayanamıyan Celal Abbas atına binip yezidin askerlerini yararak fıratta su almaya gider,su tulumunu doldurup dönecegi zaman yezidin askerlerinin saldırısına uğrar bir elinden su tulumu bir elinden kılıçla savaşır,Yigit ve kahraman Celal Abasın çadırlara yaklaştığını gören zalimler önce CelalAbbasın tulum tutan kolunu kesiyorlar Celal Abbas tulumu öbür eline alır o kolunuda keserler su tulumunu ağzıyla alır bu sefer oklarla su tulumunu delik deşik edip suyu boşaltıyorlar ve kolsuz Celal Abbas,aldığı oklarla atından düşer İmam Hüseyin Celal Abbasın yardımına gider başını kucağına alırken şehid Celal Abbbas şöyle diyor.Onlara su götüremedigim için çok üzgünüm beni bağışlasınlar der orada şehid olur.CELAL ABBAS veHZ Hüseyin,in türbeleri aynı hizada ve biri birlerine yakındır.Söylenceye göre Sefa ve Merve tepeleri arasındaki mesafeler kadarmış.Yani hacca idenlerin ziyaret etikleri Sefe veMerve tepeleri arasındaki mesafe ile İmam Hüseyin,in türbesi veCelal Abbas,ın türbeleri arasındaki mesafe aynıdır Tahminen 1000 veya 15,00m dir.Rivayete göre kadın.ın biri her sene burayı ziyarete gelirmiş,Ziyaretin birinde emevi döneminde kadına sen Celal Abbası çokmu seviyorsun kadın evet diyor ,nöbetçi o iki kolunu verdi sende versene kolunu diyor,kadın sol kolunu masanın üzerine koyuyor kes diyor nöbetçi,hayır sağ kolunu uzat diyor,kadın sağ kolunu uzatıyor ama kesik olduğu görülür,kadın nöbetçiye onu sağ kolumu geçen sene senin gibi bir zalime verdim diyor,Bu sene bu kolumu al diyor.Bu insandaki EHLİ,BEYT AŞKINA ne demeli,taktir sizindir.
HZ HÜSEYİN,İN TÜRBESİ.
Hz Hüseyin Türbesi Celal Abbas ın Türbesiyle aynı hizada bulunmaktadır.Yakın mesafededir.aynı gün 21-05-2009 saat21,30da ziyarete başladık.Giriş Yaptığımız kapının adı İmam Hasan kapısıdır.Büyük Bir avlusu bulunmaktdır,avludan sonra bir kapı daha vardır ondan sonra İmam Hüsyin,in türbesini ziyaret edebilirsin.Geçen sene Aşura günü 13milyon insan bir günde ziyaret etmiştir.Buda İstanbul,un nüfusu demektir.İmam Hüseyin,in türbesi altı köşelidir türbenin içinde babalarıyla birlikte yatan Ali Asgar ve Ali Ekber,de bulunmaktadır.Birisi babasının baş ucunda diger şehit.de ayak ucundadır.Türbenin yan tarafında bir türbe daha vardır o da diger şehitlerdir.Hür şehidin mezarı orada yoktur,rivayete göre yakınları o nun bedenini doğduğu köye götürüp o rada defn etmişlerdir.Sağ tarafından ufak bir mezar var o da İmam Musa,i Kazım,ın Torunu İbrahim yatmaktadır.Çıkış kapısında bir mezar daha var oda Hz Hüseyin in en yaşlı askeri Habbibi bin Mezahir,in mezarıdır.Necef ile Kerbela arası 80 km dir Hz Ali türbesiyle Hz Hüseyin,in türbeleri arası 90 km dir.Kerbelada Saat 23,30 da ayrıldık ve Necefe doğru yola çıktık.
22-05-CUMA
22,00-05-2009 Cuma Dört büyük mescid olan Mescid,i Sehle ye gitmek için saat 17,00de yola çıktık.Tabi o günün Cuma olması onların Cuma namazına gitmeleri,bizim o saat,e beklemek zorunda kalışımızdır.
Dört Büyük mescid şunlardır.
1-Mescidi Nebi.
2-Mescid,i Aksa.
3-Mescidi kufa.
4-Mescidı Sehle.
İmam Caferi Sadık burada ibadet etmiş,İdris Peygamber,Hızır Peygamber,İbrahim Peygamber burayı ziyarat etmişlerdir.Ahir zamanda Mehdi as,buraya gelip ibadet edecekmiş.Ahir zamanda bütün peygamberler buradan buluştuktan sonra herkes kendi ümmetinin yanına dönececktir.
Binadaki bütün yapılar bölüm bölümdür,hepsi egitim amaçlı yapılmıştır.Küliyenin içinde Mehdi,as,makamı vardır.Bütün Nebiler buradan ibadet etikleri için makam,ı Nebi denilen yer vardır.Ortada İmam Zeynel abidinin makamı vardır,İmam Cafer,i Sadık,ın makamı vardır.Saat 21,30 da ayrıldık.
23-05-CUMARTESİ.
23-05-2009 Cumartesi.Saat dokuzda Mescidi Hindu,ya gitik .Bu mescidi Hindular yaptığı için kendilerine bu ad verilmiştir.Büyük bir mescid ,sabahleyin herkes hocasıyla halka şeklinden oturmuş ders alıyor on onbeş halkadan oluşan guruplar halindedirler.Ders verenlerin kimisinin başında siyah sarık seyidler,kimisinin başından beyaz olanlrada şeyh diyorlar.
Oradan ayrılıp Hz Ali,nin Türbesine çekim yapmak için gitik.kameramana içeride çekim için izin verildi.Bizi müdürün olduğu yere götürdüler,müdür mimar Muzafer Halil Mahbube karşıladı bizleri ve sohbeten sonra çekimlere başlandı.Besmeleyle söze başlıyan müdür burayı günde yetmiş bin kişinin ziyaret etigini bu yüzden yeniden projlerle genişletme çalışmalarına başlanıldığını anlatı.Eskiden buradan Alevi Bektaşi ve sofiler için bir bölüm bulunduğunu ve o bölümü bize gösterdi.
Hz Ali türbesi ve mescidi yeniden restore edilip milyonlarca ehlibeyt dostunun hizmetine sunmak istiyoruz.Az ilerde bulunan İmam Zeynel Abidin,in ibadet makamına kadar uzatacaklarını söyledi.İmam Zeynel Abidin necefe gelip Hz ALİ.nin mezarını görecek şekilde ibadet edermiş.Mezarının başına gitmemesinin sebebinide şöyle açıklarmış.Şayet mezarının başına gitsem zalimler anlar ve mezarı tahrip ederler,o yüzden kimse mezarının nerde olduğunu bilmesin diye yakınında ibadet etim diyormuş.Şimdi o iki yeri birleştirmek için çalışmalar hızla devam ediyor.
Saat 17,00 da SEYYİD WİSSAM önderliginde Hüseyin el Hekim egitim okuluna gitik Seyyid Hüseyin el Hekim adamları önce bizleri dinlenme salonuna aldılar ikramdan sonra konferans salonuna geçtik .Büyük bir masanın etrafından karşılıklı oturduk herkesin önünde bir mikrofon vardı.Önce Seyyıd Hüseyin el Hekim Allaha ve Peygambere salat ve selam gönderdikten sonra bizlere hoş geldınız dedi.Yanındaki insanları bizlere tanıştırdı,seyyıdlerın dışında iki tane doktor ve dekan bulunuyordu.Barışı sevgiyi ve kardeşligimizi anlatı.Bizlerin aynı soydan geldigimizi ve kardeş olduğumuzu anlatı.Bundan sonra daha sık ilişkiler içinden olmamızın gerektigini anlatı.Necefin bir ilim havzası olduğınu söyledi.Yılarca baskı ve zulüm altında kaldıklarını Saddamın zulmünden çok çektiklerini anlatı.Savaştan sonra yeniden eski haline dönmeye ve ilim havzası olmaya başladık.Geleneksel ilim sistemi olduğu gibi çağdaş modern tarzda da ilim havzası olmaya doğru gidiyoruz. Savaşta Muhammed Bakır el Hekim ismindeki bir seyyidi şehit vermişler,yeni kurulan en büyük müeseseye onun adını Seyyid Muhammed Bakır el Hekim koymuşlar. Hüseyin el Hekim konuşmasında sizin ve bizim uygulmalarımızda farklılıklarımız vardır.Allah,ı ve EHLEL BEYT,İ tanıdıktan sonra bizler bu olaylara müsbet bakıyoruz dedi,
Yanından bulunan DR YUNUS ,da TÜRK kardeşlerimizle birlikte olmaktan mutluyuz.Necef havzası bir güven gölgesi olacaktır.Fıkıh üniversitesi necef havzasının ve tüm Irak ın birligini koruyacaktır.Bunun yanında Türkiye,de ve bütün dinleri ve mezhepleri araştıracağız çünkü bizim üniversitemiz fıkıh üniversitesidir.Bizim çalışmalarımız bundan sonra Türkiye ve Suriye,deki Aleviler üzerinde olacaktır.Şehidin okulu bunlara devam edecektır.Müesesenin müdür yardımcısı,da Hasan el Hekimde teşekür etikten sonra bu daha ilk görüşmemizdi İnşallah bundan sonra bir araya gelip konuşmalarımız olacaktır.Çeşitli yerlerde temsilciliklerimiz vardır. Yurt dışında yüz kırk,a yakın temsilciliklerimiz vardır.
Hüseyin el Hekim sizlerde Türkiye,ye giderken oradaki dostlarımıza selam ve sevgilerimizi söyleyin.Dr Yunus,da biz ve siz her nekadar biribrimizde ayrı olsakda EHLEL BEYT sevgisi bizi bir araya getiren üst kimliktir.ALEVİ ve ŞİA,lar aynı sevgiden paylaşıyorlar.Necef havzası ilim havzasıdır burada Alevilik ve Şialık birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliler.Burada bilgilenerek bütün dünyaya yayılmaya çalışmalıyız dedi
Süleyman Metin dede Türkiyedeki dostlardan ve Başta Sayın İZZETTİN DOĞAN dan selam ve sevgiler getirdigini bundan sonra EHLEL BEYT Ailesi olarak birlik ve beraberligimizi dahada ileriye taşımağa gayret göstermeye çlışmalıyız dedi,
Saat 18,40 Cumartesi HÜSEYNİ,ye TEKKE sındeyiz.Seyid Kasım öncülügünde orayı gezdik,Akşam canlı çekim için HZ ALİ türbesine gitik.Saat 22,00de çekimler başladı ama çekimler yarım kaldı tam gerçekleştiremedik.Paket halinde çekim yapıldı ve öyle yayınlanacaktır.Otele 23,30 da döndük.
Necefte Hz ALİ nin türbesinin bulunduğu yerde Hz NUH as veHz ADEM as ın mezarlarınında orada olduğu söylenir.Rivayete göre Hz Ali vefatında önce beni deveme bindirin devem nerede durur başını nerye koyarsa orayı kazın benim mezarım orasıdır.Devenin durup başını koyduğu yeri kazarlar şöyle bir mezar taşı çıkar,bu mezar taşı Ebu talib oğlu Ali ye aitir diye bir mezar taşı görürler ve Hz Ali yi oraya defn ederler.Necef kelime olarak ,kuruyan deniz anlamındadır.
PAZAR 24-05-2009
İlk ziyaret etigimiz yer Saat 9,30 da Necef teki İMAM HASAN Kütüphanesidir.Aynı zamanda öteki kütüphaneler gibi egitim amaçlı okul olarak da kulanılıyor.Okul müdürü Şeyh Bakır Şerifi el Kureyşi bize kütüphane hakında bilgi verdi.Resulallah bize iki emanet bırakmıştır.Biri Kur,an biride EhliBeyt ,tir.Biz Kur,an ve Ehli Beyt e uyarak yer yüzünde helalı haramı ayırd ederek yaşamalıyız.Canabı Allah uzayda bir çok gezegen yaratmıştır.İnsanı kendi halifasi olarak yaratmıştır ,çünkü insana akıl vermiştir.Elli yıldan beri Ehli Beyt üzerine araştırma yapıyorum.Biz Ehli Beyt nasıl yaşadı biz onların yaşadığını yaşamalıyız,onlar kendisinden çok halkı düşünerek yaşadılar ve onlara yardım etiler.
Emiril Mümin diyorki insanlar ya dinden kardeştir yada doğuşta kardeştir o halde kardeşlerinize yardım edin.İslam sadece namaz kılmak degildir,İslam merhamettir.Biz bir aileyiz,biri birimize yardım ve dayanışma içinde olmalıyız.Necefteki medreseler 1000 yıldan beri bu hizmeti devam ediyorlar,binlerce medrese bu hizmeti görmektedir.
Şeyh Bakır el Şerifin yazılı kitpları vardır .Çoğu ingilizceye çevirilmiştir.Türkçeye çevirilenlerde vardır.
1 EHLİ BEYT İMAMLARINDAN BEYİTLER.
2 DÜNYA EHLİ BEYT KURULTAYI
3 SAKİFE KONFERANSI
Necef te bulunan TURAS kütüphanesi sadece EHLİ BEYT soy seceresi ile ilgili araştırmalar yapmaktadır.
Saat 11,00 de Necefteki Mehdiye medresesini görmeye gitik.Medrese başkanı Şeyh Abbas el Kaşifi Ğıta karşıladı.Burası Necefte bulunan eski Medreselerden biridir.Dersleri Usul Akaid ,Rivayet ve Kur,an tevsiri üzerine yayınlar yapılıyor.Dünyada Zühd ve Tasavuf üzerinede çalışmalar yapmaktadırlar.CAFER.İ MEZHEPLERİ ve ESASLARI adlı kitabı Abdulbaki Gölpınarlı tarafından Türkçeye çevirilmiştir.
HÜSEYNİYE ve İMAM HASAN MÜÇTEBA MÜESESESİ.
Saat 12,40 Burası aynı zamanda bir yüksek okul spor salonu kadarbüyük biryerdir.Bizleri taktım etmek için bize önderlik eden Şeyh el Fela konuşmayı yaptı.Elhekim Müesesesi Seyyıdleri bizi davet etiklerini söyledi kendilerine teşekür ederiz dedi ve kafilemizin başkanlığını yapan Süleyman meti dede yi kürsüye davet eti.Süleyman Metin dede kürsüye çıktı ve Türkiye deki dostların selamını söyledi,Alevi ve Şia dostları Ehli Beyt dostlarıdır bizler birlik ve beraberlik içinden barış ve kardeşlik içinden yaşamalıyız.
Söz alan bir Seyyıd.Alevilerin merkezde uzaklaştırıldıkları için yeterince ilgilenmemişler,bu konuda ilerye gide bilmeleri için müeseseleşmeleri gerekir.Bizimle daha çok irtibata geçmeleri gerekir dedi.Kapalı kaldıkları için tanınmıyorlar.Türiyedeki Alevilerle Suriyedeki Aleviler arasındaki fark ,Suriyedeki Aleviler arap oldukları için onlarla daha kolay anlaşılır. Bir başka konuşmacı sizler siyaset yapmıyorsunuz dedi.Bir başka konuşmacı Ehli Beyt dostları ve mensupları her ne kadar çeşitli ülkelerde yaşasalarda aynı kökten gelmektedirler.Bazı farklılıklarımız olabilir ,ama bizim farklı olmadığımız bir yer vardır oda Kur,an ve Ehli Beyt sevgimizdir,oda bizim birlik ve beraberligimizi sağlamakta yeter bize.Öglen yemegini yedikten sonra ordan ayrılıyoruz.bizi kapıya kadar uğurladılar.
SEYYID MUHSIN EL HEKİM kütüphanesine gidiyoruz.Kütüphane müdürü sayın Seyyıd Cevad el Hekim karşıladı,aynı zamanda Seyyıd Muhsin el Hekimin torunudur.Bu yerler genelikle El Hekim ailesinin konturolu altındadır.Kütüphane hakında bize bilgiler verdi,burasının 1957 yılında Muhsin el Hekim tarafından kurulduğunu açıkladı.Kütüphane sadece dini ağırlıkta kitaplar bulunmaz aynı zamanda ekonomi ve uzay gibi konuları ilgilendiren kitaplarda bulunmaktadır. Bu kütüphanenın 70 kadar şübesi bulunmaktadır.Türkçe ve Farsça gibi dilerdede kitaplar bulunmaktadır.Şu anda beşyüz kırk bin kitap bulunmaktadır,bunun dört bin ciltlik el yazması kitap lardır.
HANNANA MESCİDİ.
Hannana demek ağlıyan inliyen intizar eden,kullarına acıyan ilahi isimdir.Saat 18,30da mescide vardık.Söylenceye göre İMAM HÜSEYİN şehid edldikten sonra yezidin askerleri onun mübarek başını şama götürürken burada istirahat etmişler.Başının etrafından toplanan ailesi ağlayıp feryat ve figan ediyorlarmış,o zaman İMAM HÜSEYİN,in başından akan kan yere damlamış ve imam çocuklarıyla konuşuyormuş ahuzar ediyormuş inliyormuş.Ondan dolayı kanın damladığı buraya mescid yapmışlar ve adınada Allah ın isimlerinden olan acıyan anlamındaki Hannana ismini koymuşlardır.Burası Küfe ile Necef arasındadır.
Saat 20,00de Kumeyl Bin Ziyad,ın Türbesini ziyaret etik.Bu zat Hz Ali,nin Kumeyl duasını ezberliyen ve en iyi sehabelerinden bir tanesidir o uzun duayı ezberledigi için ,Hz Ali,yi övdügü için emeviler tarafından şehid edilmiştir.
SAMARA 25-05-2009 PAZARTESİ.
Samara .manası gören sevindi,anlamındadır.
Sabah erken kalkıp o Şahı Velayetin türbesini son kez ziyaret etım.Çünkü Neceften ayrılıyorduk duamı edip ziyaretimi yapıp ayrılmak istedim.Bir daha canabı Allah nasib edermi bilmem ama ,inşalah tekrarı nasip olur diyorum ve o Cedıme yüzümü sürüp hoşça kal diyorum.
Saat 06,00da ayrıldık,Samaraya doğru yola çıktık.Gene rehberimiz Hacı el Fella,ydı.Yolda kahvaltı yaptık.Saat 11,00da Samaradayız Türbeyi ziyaret etmek için epey yol yürümemiz gerekiyordu çünkü güvenlik üzerimizdeki kalemleri dahi aldı.Daha evelden Türbenin dört tarafına bomba koymuşlar bombalar patlamış fakat büyük bir hasar yoktur.Burada Ali Naki ve oğlu Hasan,ül Askeri,nin türbeleri bulunmaktadır .Dünyanın en büyük altın kubbesi burada bulunmaktadır.
Muhammed Mehdi,nin sır olduğu mağarada bu mescidin içindedir.İmam Hasan,ül Askeri Babasının ziyaretine gelirken o da burada şehid oluyor.Burası askeri bölge olduğu için bu bölgeye Hasan,ül Askeri nin adını koymuşlar.
Samarada aynı zamanda İmam Ali Naki nin kız kardeşi Hekime Hatun,İmam Hasan,ül Askeri nin hanımı yani HZ Mehdi ,nin Annesi Nergiz Hatunun mezarlarıda Samaradadır.
KAZIMİYE.
Saat 13,00 da Samara dan ayrılıp Kazımiye,ye doğru yola çıktık.Saat15,45de kazımıye,ye vardık.Yol boyunca Fırat havzasının suladığı yeşilikleri gördük .Dicle ile Fırat arasında ekili güzel araziler meyve bahçeleri üzüm asmalarını gördük.
İmam Musa,i Kazım ve torunu Muhammed Taki nin türbeleri burada bulunmaktadır.Saat20,00da türbeyi ziyaret,e çıktık Türbe ziyaretimiz bir Saat kadar sürdü ve 21,00 de otele geri döndük dönüş için hazırlıklara başladık.Akşam kafilemizin rehberi HACI FELA bizleri odalarımızdan ziyaret eti ve bizlere EL HEKİM müesesesinin birer plaketini sundu.Sağ olsun.Çok güzel bir onurdu bizim için ayrıyeten bize hurma ve HZAli,nin kuyusunda yakınlarımıza götürmemiz için su verdiler,Allah kendilerinden razı ve hoşnut olsun .bize unutulmaz misafirperverlikler gösterdiler.
EHLİ BEYT kendilerine yardımcı olsun.
Sabah erken kalkıp hazırlandık Saat 9,30 uçağına yetişmek için 7,30da yola çıktık.SEYYID EL FELA yanındakilerle birlikte bizi hava alanına kadar getirdiler ve oradan vedalaştık.Tercümanımız Hacı Hamitle birlikte havaalanında bekledik uçak bir saat tehirli geldi.13,30da Yeşilköy Hava alanına indik .bu hayırlı yolculuğu yapmama vesile olan ,cem vakfı başkanı sayın İZZETTİN DOĞAN,a ve ALEVİ İSLAM DİNİŞLERİ BAŞKANI SAYIN ALİ RIZA UĞURLU veDİN İŞLERİNDEN ğörevli SayınALİ KAPLANdede ve SÜLEYMAN METİN dede,Sayın ALİ YÜCE Dede ve HÜSEYİN SEVİN Dedeye bizi davet edip götüren EL HEKİM ailesine ve bize gezi boyunca rehberlik eden seyyid evlatlarından SEYYİD EL KASIM, SEYYİD WİSSAM ve İlmiyle tercümanlığıyla bize yardımcı olan Sayın Hacı HAMİT TURANve KASIM arkadaşa sonsuz Şükranlarımı,saygılarımı sunarım Allah herkesten razı olsun.
MUSTAFA DÜZGÜN DEDE
KARTAL CEMEVİ VAKFI
06 –O6- 2009-